Bir İnebolulu olarak herkesin ikinci İstiklal Madalyasından onur duyması hakkıdır.
Açık konuşmam ve kendi adıma konuşmam gerekirse buruk bir mutluluk bu benim duyduğum. Daha da açık söyleyeyim, ölü yahut ölüm döşeğindeki hastaya verilen bir ödül gibi geliyor bana.
Neden böyle söyledim, her birimizin bildiği gibi bölgemiz bir hayli geri bırakıldı. Üstelik hâlâ birçok çözüm bekleyen dertleri var.
Şehirleşme, karayolları, daracık ve yürümeye yol olmayan sokak ve caddeler, aşırı nüfus göçü, işsizlik ve genç nüfusu tutamamak gibi daha birçok sıkıntılar.
Üstüne üstlük iyileştirmek için yapılan müdahale ve hamleler pansuman niteliğinde. Kalıcı ve köklü çözümler bekliyor üstelik bu sahil kasabamız.
Çarşı içinin kentsel dönüşüme alınması kalıcı çözümlerin başında geliyor. Bu zor mu, zor. Zor ama imkânsız değil. Bölge bölge yıkılıp yeniden yapılanmaya alınabilir. Aksi hâlde bu düzensizlikten kaynaklı sıkıntıları bizden sonraki nesiller de yaşayacak.
İnebolu’nun mevcut bütçesi böyle büyük bir projeyi hayata geçirmeye yetmez sanırım. Yani, Ankara’nın bu işe el atması gerekir. Bu konuda etkili ve yetkililer olanca ağırlığını koymaları gerekiyor.
Diğer yandan insanımızda da galiba tembellik var. İlçemizde gereğinden fazla kahvehane var. Bu mekânlar akşamlara kadar çoğu işsiz güçsüz vatandaşlarımızın boş zamanlarını heba ettikleri yerler. Eli ayağı tutan hatta genç diyebileceğimiz insanlarımız üretime katkı sağlamak yerine buralarda zaman öldürüyor.
Ne yapılabilir, onlar nasıl iş güç sahibi yapılabilir, düşünülmesi ve çare aranması gerekir.
Yine spor faaliyetleri kısıtlı ve sınırlı. Kültürel etkinlikler ise hiç yok denilecek kadar az. Kesinlikle teşvik edilmesi ve imkânlar sunulması gerekir.
Esaslı bir kültür merkezimiz bile yok!
Bu alanlarda kamu yararına sivil toplum kuruluşları olmalı ve bu gönüllü kurum ve kuruluşlar desteklenmeli, teşvik edilmeli.
Kastamonu yolunun asfaltlama gerekçesiyle trafiğe kapatılması ve çayın beri yakasındaki geliş yoluna çekilmesi cidden sıkıntı üretiyor. Bir kere burada bir zamanlama hatası var. İkincisi galiba bir aydır bu böyle. Yani fazla uzamadı mı?
Bu dillendirdiğim meseleleri ilk ben söylüyor değilim. Bu ilçe problemleri defalarca yazıldı, söylendi, paylaşıldı. Ne var ki çözüm olarak mesafe alınamadı.
Ülke insanı olarak cidden sıkıntılı bir süreç yaşamaktayız. Bakmayın konserlerdeki ve eğlence yerlerindeki insan kalabalığına. Allah herkesin tesellisini bir yerlerden verirmiş. Herkes kendince bir teselli buluyor olsa da kronikleşmiş ülke sorunları had safhada bence.
Sorunlara, problemlere bakış açısı önemli. Mesela meselelere parti merkezli bakanlar ona göre konuşuyor ve hüküm veriyor. Fanatizme varan particilik bu ülkeye zarardan başka bir şey getirmemiştir. Mesela düzenle ilgili bir eleştiri yaptığınızda falanca iktidar partisinin eleştirisi gibi algılanıyor. Yine olumlu bir icraatı onayladığınızda da parti borazancılığı yapıldığı sanılıyor.
İnebolu’nun sorunlarından ülke problemlerine geçmiş olmam bir rastlantı değil elbet. İlçemiz bir bünyenin küçük bir parçası mesabesinde olduğundan. Bünye hastalıklıysa o bünyenin parçaları (organları) da rahatsızdır.
Ne demek istediğimi anlayan anladı.
Son olarak, madalyalarla ikna edilen yahut ikna edilmeye çalışılan bu kasaba halkının beklentilerini ciddiye almak gerekir. Madalya sonraki iş!