Cehalet baş edilemeyecek bir mesele değildir, asıl zor olan cehlinin cehaleti içinde olmak. Yani cahil olduğunu bilmemek, bilmediği hâlde bildiğini sanmak.
Özellikle sosyal medyada bu felaketi görüyoruz. Herkes her konuda ahkâm kesiyor. Cadı kazanı adeta. Her kafadan bir ses çıkıyor. Ruh sağlığı açısından sosyal medyadan uzak durmak lazım. Özellikle çocuk ve gençlerimiz sosyal medyaya esir oldu. Bu esaret toplumsal dokuyu bile olumsuz etkiliyor. Ben sosyal medyanın karakter değiştirdiğine bile inananlardanım.
Teknolojinin en ciddi ve en tehlikeli ürünü ölüm saçan silahlardan sonra sosyal medyadır. Üstelik bağımlılık yapıyor. Bağımlılık meselesi ise tamamen bir irade konusudur. Zararlı görsellerden uzak durmak, çocuk ve gençleri ondan uzak tutmak handiyse bugün artık imkânsız hâle geldi.
İrade eğitimi ve nefs terbiyesi lazım. Maalesef bugün artık bu iki kavram unutuldu. Oysa erdemli insanlardan oluşur erdemli toplum. Üstün medeniyetler erdemli toplumların işi. Erdemli toplum ise eğitimden, özellikle de “irade eğitiminde” geçer. Bizim milli eğitimimiz sadece bilgi aktarımından ibaret. Yani malumat aktarımı. Ezberlenen bilgilerin tamamına yakını hayattan kopuk. Zaten iki üç yıla varmadan o ezberlerin çoğu unutulup gidiyor. Eğitim demişken, yabancı dil eğitiminin ilkokullara kadar indirilmiş olması tasvip edilecek şey değil.
Açık söyleyeyim, bugün tolumla direk temas kuran özellikle iki kesim var; imamlar ve öğretmenler… Bu iki kesim de, yakından bakıldığında “hastalıklı” olduğu görülür. Kızmak, gücenmek yok! Korkunç bir nitelik kaybı içindeyiz. Ana başlık: Öğretmenlerimiz de, imamlarımız da okumuyor. Kapitalizmin aşısı fena tuttu. Her iki kesim de kanun ve yönetmeliklerin sınırları içinde esir. Yani öğretmenlerimiz de, imamlarımız da (azınlıkta kalan istisnalarını tenzih ederek tabii) kitaptan, okumaktan uzak. Kitap okuyarak kendini geliştirmeyen öğretmenin öğrencisine vereceği elbette malumattan ibaret kalacaktır. Yine okuyup kendini geliştirmeyen imamın cemaatini aydınlatıp kılavuzluk yapmasını bekleyemeyiz.
Ne yapılır, nasıl yapılır da bu felaketin önüne geçilebilir? Bu konuyu ayrı bir makale hatta makalelerle yazmaya çalışırım. Şimdilik şu kadarını söylemekle yetineceğim: Ülke çapında muazzam bir kültürel hamleye ihtiyaç var. Merkezi idare her kesim ve kurumda, cemaatlerde, topluluklarda hatta büyük işyerlerinde kütüphane açılmasını/kurulmasını zorunlu kılmalı.
Kültüre cidden yatırım yapmayan toplumun her sahada sıkıntı yaşayacağı bilimsel bir gerçektir. “Kitap okumakla mesela ekonominin ne alakası var?” sorusunu soran kişi mevzuun ve meselenin cahilidir!