Her tarafı ateş, kıvılcım ve duman bürümüş mahallesinde, elleri cebinde ıslık çalarak yürüyen insana ne ad verirdiniz?
Toplumsal çöküntü ve felaketleri gördüğü hâlde aldırışsız ve duyarsız davranan kişiye de aynı isimlendirmenin yapılması gerekir. Çözüme kavuşturmaya gücümüz yetmiyorsa da (yangını söndürmeye imkânımız yoksa da) bunun üzüntüsünü ve kederini yaşar insan. Elleri cebinde ıslık çalmak da ne oluyor?
Bu sebeple peşinen söyleyeyim ki, elimden geldiğince toplumsal yara, problem ve meselelere temas etmek, belki yeri geldikçe çözüm önerileri sunmak, en azından meseleleri dillendirmek borcundayım. Yani inci-boncuk, börtü böcek içerikli yazılar beklenmesin benden kimse diye söylüyorum.
Her devir ve dönemde, her toplumda problemler, sıkıntılar olmuştur ve olacaktır da. Problem ve sıkıntıların uzun ömürlü olmaması ve en kısa zamanda çözüme kavuşturulması önemlidir. Dahası yaşanan veya yaşanması muhtemel toplumsal problem ve sıkıntıların henüz boy göstermeden tespit edilip tedbir alınması önemlidir. Sanırım bunu yani önceden muhtemel sıkıntı veya sıkıntıların haber verilmesi münevver/aydın konumundaki zümrenin işi olsa gerek. Bu konuda çoğu aydınımızı kabahatli buluyorum. Çok satan kitaplar listesine girmek ve popüler olmak tasası içindeki kalem sahiplerinin sözünü ettiğim duyarlılıkları göstermesi beklenemez. Toplumsal problemlerin üzerine cesaretle eğilecek ve her defasında çözüm yolları üretecek ve önerecek aydın sayısı yok denecek kadar az ve azınlıkta bugün maalesef.
Mesela bugün gençliğimiz ne durumda, nereye doğru gidiyor? Eğitim sistemimiz neden bir türlü rayına oturmuyor? İktisadî adaletsizlik neden bir türlü çözülemiyor? Vb.
Mevzu ve meselelerin temeline inmedikçe kalıcı bir çözümden ve toplumsal refahtan bahsedilemez.
Yaklaşık iki asırdır savruluyoruz, bunun sebeplerini takdir edersiniz ki bir makale sınırlarına sığdırmak mümkün değil. Özet bir cümleyle ifade etmek gerekirse, direksiyon hâkimiyetini kaybedişimizin birinci sebebi girmiş olduğumuz yolun “bize göre” olmamasıdır. Yani batılılaşma usûl ve hedeflendirmelerimizin yanlış olması.
Yani modernizmi, kendi değerlerimiz üzerinde inşa ettiğimiz bilim ve teknik abideleriyle karşılamak olmalıydı, batının kuyruğuna takılarak değil!..