25 Ağustos 1925 günü İnebolu’ya gelmek için Kastamonu’dan hareket eden Atatürk ve yanındakiler Ecevit’e vardıklarında, Kel İsmail Ağanın Hanında mola vermişler ve Atatürk kendi için hazırlanan özel odada bir müddet dinlenmiştir. Bundan sonrasını Selim İmece kitabında şöyle yazmış.
“Ecevit’e gelen hemşerilerimizin tertip ettiği, hazırlattıkları yemeğe, İsmail Ağa’nın meşhur yoğurtlu çorbası ile başlandı. Ecevit’in çam kokan kuru ve temiz havası ve güneşli bir gününde, beraberinde bulunanlarla birlikte neşeli sohbetler yaparak “Ne iyi ettik de bu seyahate çıktık!” diye Nuri Conker ve Fuat Buca’ya takılıyor; “Kastamonulular, İnebolulular bizi o kadar ağırlıyor, misafirperverlik gösteriyorlar ki, biz bunların altından nasıl kalkarız, bilmem? Ben, memleketimizin her tarafını görmüştüm. Fakat bu havaliyi bilmiyordum. Halkımızın candan davet ve kabulleri ruhumu ve gönlümü inşirah içinde bırak¬maktadır” diyordu.
Misafirlere Kel İsmail Ağanın meşhur Ecevit çorbası (yoğurtlu çorba) ikram edilmiştir. Bu yemek için İstanbul'dan İnebolu’lu Abdullah Ağa Lokantası’ndan Abdullah Ağa'nın oğlu Hikmet ve 4 kişilik ekibi Atatürk'e hem Ecevit’te hem İnebolu’daki yedikleri yemek sırasında hizmette bulunmuşlardır. 2008 yılında internet sitemde yazdığım yazımı okuyan aileden biri Grafik Tasarımcı Cengiz Pircivan bana mesaj atmıştı. Aynen buraya alıyorum.
“Sayın Fakazlı, sitenizde geçen bilgiye göre Atatürk’ün İnebolu’ya gelişinde Abdullah Efendi lokantasından dört kişilik bir ekibin geldiğini ve Ata’ya hizmette bulunduğunu yazıyorsunuz. Doğrudur. Ancak bu bilgiyi genişletmekte yarar görüyorum. Önce aşçı Abdullah efendiyi tanımaya çalışırsak, kendisi Bulgaristan göçmeni, karakucak bir aşçıdır. Kırcalioğlu Ayşe hanimin büyük kızı ile evlenerek İnebolu’ya damat olmuştur. Sözü gecen Ayşe Kırcaali benim annemin anneannesidir. Abdullah efendinin bu ilk hanımından (sonradan ölmuş ve Abdullah Efendi bir daha evlenmiştir) olan oğlu Hikmet Abdullahoğlu ki annemin kuzenidir, 1969 yılına kadar Abdullah lokantasını Beyoğlu’nda, daha sonra da ölene kadar Emirgan üstündeki kendi çitliğinde işletmiştir. (1972-73) İşte Atayı ağırlayan bu ekibin başında, o sırada İsviçre’de tahsil etmekte olan Hikmet Abdullahoğlu vardı. Kendisi Atanın geleceğinin öğrenilmesi üzerine İsviçre’den babası tarafından özellikle ve apar topar getirilmiştir.
Çalışmalarınızın sureli olmasını dilerim. Baba tarafından Pircivan'in Arap kaptanın (Mehmet Ali "Râşit kaptanın ağabeyi”) torunu; anne tarafından kunduracı Eyüp Ustanın torunu, Nermin ve İsmail Pircivan'in büyük oğlu Cengiz Pircivan, Grafik Tasarımcı.”
ABDULLAH AĞA LOKANTASI
Yerli ve yabancı konukların evlerde, konaklarda, saraylarda ağırlandığı, lokantacılık kültürünün olmadığı Osmanlı toplumunda Avrupa'daki gibi bir lokantacılık kültürünün gelişmesini arzulayan Sultan II. Abdülhamit'in arzusu ile Karaköy rıhtımında 1885 yılında "Victoria" adı ile açılmıştır. Lokantanın başına, (İnebolu’dan gelip saray mutfağı aşçısı olan) Abdullah Efendi geçirilmiş ve müdavimleri lokantaya "Victoria" değil, "Abdullah Efendi Lokantası" demişlerdir Uzun yıllar İstanbul'u ziyaret eden yabancı resmî ve özel heyetler Karaköy rıhtımındaki Abdullah Efendi Lokantası'nda ağırlanmıştır.
Lokanta, 1905 yılında Beyoğlu'na taşınmış ve İstiklâl Caddesi üzerinde bulunan Rumeli Han'ının zemin katında hizmet vermiştir. Abdullah Efendi'nin ölümünden sonra lokantayı oğlu Hikmet Abdullah işletmiştir. Bir dönem Emirgan'da geniş bir bahçe içinde hizmet verilmiştir. Onun ölümünden sonra lokanta işletilememiş; 1980'li yılların sonuna doğru kapanmıştır.
Hacı Salih
Daha önce Abdullah Efendi Lokantası'nda çalışan Hacı Salih Efendi, 1943 yılında Sadri Alışık Sokağı'nda "Hacı Salih Lokantası" adlı lokantada Hacı Abdullah Lokantası geleneğini sürdürdü. Lokanta, 1958 yılında Ağa Camii yanındaki Sakızağacı Caddesi'ne taşındı. Hacı Salih Efendi yaşlandığında işletmeyi çırakları üstlendi.
Abdullah Korun
1982'e Hacı Salih Efendi'nin ölümü üzerine lokantanın müdavimlerinden Ferit İntiba işletmeyi satın aldı Lokantanın adı yeniden "Abdullah Efendi Lokantası" oldu. Abdullah Korun ve onunla birlikte Hacı Salih'in yanında çalışan arkadaşları Rasim Akcan, Fahri Gündüz ve Mehmet Gülen 1989'da işletmenin yarı hissesini, 1994'te tamamını aldı.
Günümüz Türk mutfağının mükemmeliyeti, sultanın ağız tadı için çalışan, farklı yemek türlerinde uzmanlaşan yüzlerce aşçının gayretiyle gerçekleşmiştir. Onların geleneksel lezzetlere sevdalı oluşlarının bir hikmeti vardır.
Serüveni, saray mutfağının vazgeçilmez yemeklerinin halka açılmasıyla başlayan, bir asrı aşan ömrü ile Beyoğlu’nun en eskilerinden, Türkiye’nin ilk resmi tescilli lokantası Hacı Abdullah Lokantası Osmanlı’dan günümüze kalan mutfak kültürü adına en önemli değerlerimizden biri.
Birçok şeyin ilki yaşanan İnebolu’da Lokanta kültürüne ilk adımı atan Abdullah Efendi’nindi isminin geçmesi çok güzel bir anı. İnebolu gerçekten bir yol geçen hanı. Gelip geçmeyen iz bırakmayan kalmamış. Bizlere yazıp tarihe not düşmek kalıyor.
Kaynak: Selim İmece, Cengiz Pircivan