Modern insan tek yönlüdür. Yani tek yönlü olmaya zorlanmıştır.
Modern insanda ne geçmiş ve ne de gelecek vardır. “Anlık” ve “günlük” diğer bir deyişle “şimdi” vardır. Madem zaman akıp gidiyor ve bizi ölüme, yokluğa sürüklüyor, o hâlde şimdiyi fırsat bilmek ve keyfince yaşamak gerekir.
Modern ferdin paradigması budur.
Modernitenin önemli unsuru olan kapitalizm, maddeyi ve dünyacılığı önemser ve önemsetir. Reklamlar ve medya bu işte biçilmiş kaftandır. Ferdin, düşünce kalıbını, metodunu ve malzemesini ona modernizm verir. Böylece modernizmin ve kapitalizmin istediği doğrultuda düşünmek durumunda kalır fert. Kendini önemsetir. Artık onun ferdiyetçilik kıskacından kurtulma ve sıyrılma imkânı yok gibidir. Severken de, nefret ederken de “ben merkezci”dir.
Hem kaybetme ve hem de kazanamama tasası güçlenir. Dünyayı kimseyle paylaşmak istemez, hep hepsi kendisinin olsun ister. Hayal ve hülyaları bu eksen etrafında dolanır. Aslında kapitalizmin aşırı rekabetçi ve kanunla destekli tahakkümüdür, olan biten. İnsanın fıtratında var olan beşeri tutku (maddecilik, dünyacılık ve bencilik) sınırlandırıcı maneviyat bariyerlerini aşınca veya bu bariyerler kasıtlı olarak tahrip edilince böyle azman bir modern tipinin gelmesi/doğması tabiidir.
Kapitalizm azman ve azgındır, insanları azdırır. Heva ve hevesleri hep bu dünyaya aittir ve kendisinin de bu dünyaya ait olduğu zannı vardır hep şuuraltında. Fırsatını bulduğunda hak ve hukuk tanımaz. Adalet fikri ve kaygısı hiç yoktur. Öyle bir hâldedir ki, o artık, dünyaları versen doymaz, mutmain olmaz. Hep daha çok fazlasını ister.
Oysa insanın ömrü boyunca yiyip içeceği miktar bellidir dünyada, aşağı yukarı. Kalanını mirasçıları bazan kavga gürültüyle paylaşır. Ve âhiret hayatı başlar. Bu dünyada güç, kuvvet, kariyer, makam gibi kıstaslar artık sökmez. Oranın yani ahiretin kıstasları başkadır ve asla kıl kadar şaşmaz. Hesap günü gelip çatmıştır.
Hep “daha var” umudu ve zannıyla yaşamıştır oysa. Her ölüm gibi onun da ölümü beklenmediktir. Ne hayalleri vardı daha gerçekleştireceği, ne umutları, ne plan ve projeleri. Hepsi yüzüstü kala kalmıştır. Yakınları bir-iki gün ağlayıp sızlanırlar, sonra unutur dalarlar hayata. Çocukları ara ara gelirler kabrine. Torunları belki bayramdan bayrama. Sonra unutulur gider zavallı. Garip bir mezardır ona kalan sonunda.
Akıllı insan akıllı yatırım yapar. Sürü psikolojisine kapılıp dünyaya ve zevklerine taparcasına bağlanmaz akıllı insan. Gençlik, sağlık ve can hepsi emanettir. Üç günlük dünyada ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanmak akıllı insan işi değildir.
Şimdi henüz iş işten geçmeden tövbe edip Yaratıcımıza yönelmek ganimet bilmek lâzım. Ölüm ânında tövbe kapıları kapanıyor. “Eyvah” demeden, “ben ne yaptım, eyvah” demeden.
Akıllı insan ah, ah akıllı insan!