Anasayfa » İNEBOLU
07 Mart 2026, 21:30 Editör:
ELLİ BEŞ'TEN SONRASI!
İçsel kabullenişin hazır olsa da, olmasa da...
Elli beş yaşına geldiğinde iş hayatı yavaş yavaş seni silmeye başlar. İster işveren ol ister çalışan. Vaktiyle seni yataktan heyecanla kaldıran o sabahlar artık yorgunluklara yelken açar...
Yıllarca kendini vazgeçilmez hissettiğin, "bensiz yürümez" diye tasalandığın o konum gün gelir herhangi birisiyle dolar.
Ve o gün anlarsın ki hiç bir makam, mevki baki değildir. Gurur duyduğun başarılar ve anılar tozlu raflardaki yerini alır.
Altmış beş yaşına vardığında toplum seni hafızasından silmeye başlar. Seni tanıyan yüzler azalır, telefonun daha seyrek çalar. Bir zamanlar kahkahaları paylaştığın insanlar azalmış, ya da insanların seninle ortak paydası kalmamıştır...
Yeni nesil için bir yabancısındır. Vaktiyle müdürdüm, amirdim, başkandım desende,toplum sana artık başardıklarınla değil yaşınla değer biçer.
Cebindeki ücretsiz ulaşım kartı, belediye otobüsünde sana yer verilişi sana gösterilen saygının yanı sıra, aktif hayat sahnesinden kulise yolculuk hazırlığıdır. "Sen sıranı savdın, artık yorulma" demenin kibar yoludur.
Yetmiş beş yaşına geldiğinde ailen seni yavaş yavaş kendi dünyasından siler. Çocukların büyümüş, hayat mücadelesine dalmıştır. Onların önceliği de kendi çocukları olmuştur. Kapı zilin daha az çalar, ziyaretler seyrekleşir. Bir zamanlar senin omuzlarında yük olanlar, kendi yüklerini omuzlamışlardır. Sen artık azalan yükünle kenara çekilen konumundasın. Gücenme, kırılma sakın ha, bu hayatın en doğal döngüsüdür.
Ve nihayet seksen beş yaşına merdiven dayadığında zamanın kendisi seni silmeye niyetlidir artık. Takvim yapraklarının bir hükmü kalmamıştır. Yüzler, isimler ve yaşananlar zihninde birbirine karışır. Aynaya baktığında gözlerinde biriken yılların yorgunluğu değil derin bir huzurdur. Artık ne hırs kalmıştır ne de beklenti. Geride sadece büyük bir kabulleniş vardır. Bir ömrün muhasebesini yaparsın ve gerçeği görürsün.
Hayat aslında bir şeyler kazanıp başarmış olmakla değil, vazgeçebilmekle tamamlanır...
Hayat; bir kapıdan girip diğer kapıdan çıkmaktır, göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman dilimidir...
Doğduğunda kulağına okunan ezandan sonra namaz kılınmaz, öldüğünde ise namazın kılınır ama ezan okunmaz. Doğumla okunan ezan ölümle kılınan namaz içindir. İşte insan ömrü hem kısa hem de çeşitli imtihanlara tâbidir. Yakın ya da uzak her an birinin kapısını çalar ölüm, gün gelir bir bakmışsın senin için selâ verilir...
"Bugün yine birisi ölmüş" düşüncesiyle selâyı dinleyenler, dikkat kesilir ve kimin öldüğünü anlamaya çalışır, öğrendikten sonra da kısa bir şaşkınlık geçirir, dillerden "daha dün beraberdik" cümlesi dökülür...
Hayat budur işte, "bir varmış bir yokmuş" misali...
Artık eş-dost, konu-komşu son vazifeyi yapmak, helâlleşmek için üzerlerine düşeni yerine getirme çabasındadır.
Mal mülk, para pul, çoluk çocuk her şey geride kalır.
İyilik kötülük, hayır hasenat, dünyada yaptıkların seninle gelir.
Ebedi hayatı nasıl geçireceğin ise o deftere göre belirlenir.
| Bu haber 126 defa okunmuştur.