İnsanın fıtratına ait bir şey olan vicdan, yine insan için en son tedbir ve temkindir. Yani, vicdan bariyerini aşan her şey artık durdurulması ve önüne geçilmesi mümkün olmayan bir “kötülük”tür. Birine zarar vermemek her ne kadar elzem ve insanilikse, ihtiyaç sahibine yardımcı olmak da o nispette elzem ve insaniliktir.
Kanunların sınırları içinde, sahibinden başkasının erişemediği bir mıntıkada hazır bekler vicdan. Kanun, kime ne kadar ve nasıl yardımcı olacağını söylemez, karışmaz. İşte tam da bu safhada vicdan meydana çıkar ve sahibine yapıp etmeler hususunda telkinde bulunur.
Vicdanın dayanak noktası dini hassasiyet, insanilik veya her ikisi birdendir. Hiçbir dine inanmayan mesela ateistlerin de vicdanı olabilir. Ama dinimiz olan İslâmın emir ve nehiyleri vicdanla örtüşür. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir!” Peygâmber buyruğu vicdanı harekete geçiren esaslı bir amildir yahut vicdanın somutlaşmış hâlidir.
İçinde yaşadığımız düzenin/sistemin niteliği gereği vicdaniliğin buharlaştığını görüyoruz. Batılı bir ilim adamının deyimiyle; “Çağımız, vicdan göçünün yaşandığı bir zaman dilimidir!”
Sistem/düzen bir avuç para babalarını (sermayedar) üretir ve geri kalan yığınlar genellikle boğaz tokluğuna bunların konfor hayatı için çalışır veya çalıştırılır. Benmerkezciliğin dibine vuran bu azınlık, güç ve kuvvet anlamına gelen paralarının eksilmesine tahammül edemezler. Dolayısıyla aç-açık, gariban ve fakirin derdine derman olmak gibi bir girişimde bulunmaktan nefret ederler.
Şu bir gerçektir; dünya sevgisine yakasını kaptıran insanın vicdanı da git gide zayıflar ve sonunda buhar olur. Vicdansız insanın acıma, merhamet etme ve paylaşım gibi yüce değerleri yoktur desek yeridir.
Sefalet içinde yüzen bir kitlenin karşısında konforlu bir hayat sürmenin ve bu hayatı koruyup kollamanın insanlıkla bir alakası olabilir mi?
Bir kez bu vicdansızlığa yahut bu vicdan dumuruna uğradıktan sonra dürüstlük, hakkaniyetlik ve adaletlilik gibi erdemlilik vasıfları da yok olur. Görüldüğü gibi insanımız ve insanlık korkunç bir mal toplama ve sahip olma yarışının içinde. Dünyanın bu hâle gelmesinin temelinde de vicdansızlık var. İnsana merhamet gösteremeyen hayvana, bitkiye, yeşile hâsılı canlılara merhamet gösterebilir mi?
Görenleriniz veya bilenleriniz vardır; İnebolu Abana yolu üzerinde başıboş köpekler var. Bu hayvancıklar iki yerleşim merkezine de uzak duruyorlar. Adeta insanlara küsmüşler. Daha doğrusu insanlardan umutlarını kesmişler.
Anlamış olmalılar galiba, vicdanın göç ettiğini!