Tarihler vardır, yalnızca bir gün değildir. Bir milletin hafızasıdır, duasıdır, gözyaşıdır, gururudur. 9 Haziran da böylesine anlam taşıyan tarihlerden biridir. Hele ki İnebolu için… Bu tarih, sadece takvim yapraklarında duran bir gün değil; fedakârlığın, direnişin ve vatan sevdasının sessiz ama onurlu haykırışıdır.
İnebolu, Kurtuluş Savaşı yıllarında yalnızca bir sahil kasabası değildi. Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesine nefes olan bir kapıydı. Cephaneler, mühimmatlar, umutlar bu limandan Anadolu’ya taşındı. Kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla, genciyle İnebolu halkı; vatan için omuz verdi. Kağnılarla taşınan mermiler, sadece cepheye değil, bir milletin kaderine ulaştırıldı.
9 Haziran, İnebolu’nun bu mücadelede ödediği bedelleri ve gösterdiği kahramanlığı hatırlatan önemli bir tarihtir. Çünkü bu şehir, denizin dalgaları kadar hırçın düşman gemilerine karşı korkusuz durmuş; yokluk içinde bile teslim olmamıştır. İnsan bazen bir şehrin sokaklarında dolaşırken geçmişin ayak seslerini hisseder. İnebolu’nun taşında, toprağında, limanında işte o ruh hâlâ yaşamaktadır.
Bugün genç nesiller belki o günlerin yokluğunu bilmiyor. Ama bilmeliler ki bu vatan, rahat koltuklarda oturarak değil; soğukta kağnı çeken anaların duasıyla, cepheye koşan yiğitlerin cesaretiyle kazanıldı. İnebolu’nun tarihindeki o şanlı mücadele, sadece bölgesel bir kahramanlık değildir; millet olmanın en güzel örneklerinden biridir.
Ne yazık ki günümüzde tarih, bazen birkaç satırlık bilgiye sıkıştırılıyor. Oysa İnebolu’nun verdiği mücadele kitaplara sığmayacak kadar büyüktür. Çünkü burada yalnızca cephane taşınmadı; umut taşındı, bağımsızlık taşındı, geleceğimiz taşındı.
9 Haziran’ın İnebolu için anlamı tam da budur işte… Geçmişe duyulan saygı, ecdada verilen vefa ve geleceğe bırakılan onurlu bir mirastır.
Ve unutulmamalıdır ki; bazı şehirler sadece haritada yer kaplamaz. Bazı şehirler bir milletin şerefini taşır. İnebolu da işte o şehirlerden biridir.