İnebolu Gündem Gazetesi
İNEBOLU KASTAMONU İLÇELER
ANA KUCAĞI DEĞİL ASKER OCAĞI !Tarih 30 Mayıs 2020, 09:34 Editör: Editör

ANA KUCAĞI DEĞİL ASKER OCAĞI !

30 Mayıs 1988...

Hafızama kayıtlı önemli bir tarih.

Her Türk gencinin yapmakla yükümlü olduğu vatan görevi olan Askerlik için bizzat saydığım 550 günün başlangıcı.

İnebolu'dan Ankara'ya, oradan da Aydın Kuşadası'na çıktım yolculuğa. Sanki tatile gidiyorum. İnebolu askerlik şubesinden aldığım sülüste Aydın 1. Jandarma Er Eğitim Taburu yazıyordu, acemi birliği adresi olarak. 1 Haziranda teslim olmam gerekiyordu. Hesaplamama göre sabahın köründe iniyordum Aydın il merkezine. Ani bir kararla Kuşadası'na giden otobüse bindim. Akşama kadar gezer sonra Aydın'a geçer, birliğime teslim olurum diye düşünmüştüm. Sivildeki son günümün güzel geçmesiydi tek gayem.

Planladığım gibi Kuşadası'nı bir güzel dolaştım, hatta yetmedi oradan da Söke'ye geçtim, akşam üstü birliğime teslim oldum. Nizamiyeden girişten itibaren artık dilediğim gibi hareket edemeyeceğim algısının gerçekliğiyle karşı karşıya kalmıştım.

İlk dakikalarım "Ben nereye düştüm" dedirtecek düzeydeydi. Emir-komuta zincirinin halkaları benliğimi sarmış, sanki ben olmaktan çıkmıştım. Çünkü askeriyede her şey bir düzen içinde disiplinle yürüdüğünden toplu hareket ediliyor, sürü psikolojisine uyuluyordu. Sivil hayatın dışında bir sistem oluşturulmuş, ivedilikle yeni gelenler o sisteme adapte ediliyordu. Saçlarımız hızlı bir şekilde üç numaraya vuruldu. Diş sağlığının ne kadar önemli olduğunun göstergesi olan bir kuyruğa girdik ve sırayla dişlerimiz kontrolden geçti. Hangi bölüğün askeri olduğumuzun belli olmasının akabinde yatacağımız koğuşlar gösterildi, 3 aylık acemi birliği boyunca giyeceğimiz askeri kıyafet verildi ve banyo yapmamız emredildi. Asıl bizi düşündüren ise yazın ortasında ayağımıza giymek zorunda olduğumuz botlardı. Ama ona da alışmak zorunda olduğumuzu biliyordum.

Yattığımız koğuşlar çok kalabalıktı ve üstüne üstlük  bir-iki dönem önce gelip bizim eğitim çavuşumuz olan askerlerle aynı koğuşu kullanıyorduk. Yatağın düzgün yapılması, diş fırçalamamız, sakal tıraşımız, tırnak uzunluğu, yatış-kalkış saati vesaire kontrolü onlara aitti. Bizimle aynı yaşta ya da bir yaş büyük olan ve bizden 3 ya da 6 ay önce askere gelen kadro erler biz acemilere askerlik yapmanın yanı sıra cehennem hayatı yaşatıyordu. "Kraldan çok kralcı" deyimi vardır ya tam olarak bu eğitim çavuşlarının üzerine cuk oturan bir sözdü sanki. Mesela kendi yataklarını (öğretiyoruz ayağına) bize yaptırıyorlardı. Hatta gözlerimle gördüğüm için yazıyorum, bazı eğitim çavuşlarına dakikalarca masaj yapıyordu acemi erler. Bu davranışlara şahit olmak bazen askerliğin bu olmaması gerektiğini düşündürüyordu bana.

Aydın'ın aşırı sıcak havasında ağır bir askeri eğitime tabi tutuluyorduk. Gerçekten bu eğitime dayanamayan çok asker vardı. Bu eğitim aralarında dinlenme molaları veriliyordu. Bu mola esnasında sıcaktan kavrulup paramızla soğuk bir şeyler içmek istiyorduk ama biz acemi askerlere layık görülen bir kazanda normal klorlu su ile karıştırdıkları oraleti bardak bardak satıyorlardı. Bize eğitim veren çavuşlar ise aynı paraya soğuk kola içiyordu. Biz acemiler 2. sınıf insan muamelesi görüyorduk.

45 günlük bir eğitimin ardından organize edilen yemin töreniyle yemin ettik. Haftada bir gün şehir merkezine bir kaç saatlik çıkabilme hakkı elde etmiştik yemin töreninin akabinde. Gerçekten müthiş moral ve motivasyonla dönüyorduk birliğimize. Kalan 45 günü de tüfek eğitimi başta olmak üzere, gece ve gündüz operasyonları için tatbikatlar yaparak bitirdik.

10 günlük dağıtım izniyle önce memlekete sonra ise usta birliği olarak şansa neresi çıktıysa oraya gitmek üzere Aydın'dan ayrıldık.

İnebolu'da çok mutlu bir 10 gün geçirdim ve tek düşüncem usta birliğiydi.

Benim şansıma Bingöl İl Jandarma Alay Komutanlığı düşmüştü. Ankara'dan 14 saatlik bir yolculukla Bingöl'de ki birliğime teslim oldum. Mezun olduğum okulu söyleyince beni bahçıvan yaptılar. Karargah bölüğünün askeri olmuştum. Berber, terzi, saraç, aşçı, yazıcı, posta, tamirci gibi geri hizmet verenlerin bölüğüydü. Yani diğer bölükler terörist peşinde koşarken, bizim bölük askerleri alaydan dışarı pek çıkmıyordu.

Sadece mesleki görevlerimizi yerine getirmeye çalışıyorduk. Onbeş ayı bir binada geçirdik desem yalan olmaz. Çünkü çarşı izni de yasaktı askere. Bingöl kış geldiğinde soğuk iklimiyle meşhurdu. Aşırı soğuk ve tipiden dolayı dış nöbetin yarım saate düştüğüne şahit olmuştum. Normalde ise nöbet değişimi 2 saatte bir yapılıyordu.

Bingöl'e gidip birliğime teslim oluşumun ilk haftasında daha görevlendirilmelerimiz belli olmamıştı ve hergün farklı işler yaptırılıyordu biz yeni gelenlere. O sabah 6 kişi seçtiler ve Bingöl devlet hastanesine götürdüler. Morgun kapısına bizi ikişer kişi nöbetçi diktiler. Ne için orada olduğumuzu ve içerde kim olduğunu bilmiyorduk. Ama bir kaç saat içinde öğrendik morgdaki iki kişinin PKK lı olduğunu ve çatışmada öldürülüp oraya getirildiğini. Morg kapısını her gelen üst düzey yetkililere açıyor, bu arada bizde paramparça olmuş cesetleri görüyorduk. Akşama doğru iki teröristin ölüsünün Diyarbakır Lice'den gelen ailelerine verilmesiyle oradaki görevimiz bitmiş birliğimize dönmüştük.

Evet 15 aylık usta birliğim sürecinde, yazın bahçıvan, kışın ise bölük yazıcılığı yaptım. Alay Komutanlığının eğitim alanı dışındaki müsait yerlere 500'e yakın ağaç fidanı diktim. Pek çok alanı çimlendirdim. 18 Ekim 1989 tarihinde de teskeremi alıp vatani görevimi tamamladım.

Günümüzde askerlik yapanların ki ile kıyaslanamayacak zorlu bir süreçti o zaman askerlik. Bizden öncekiler de mutlaka daha sıkıntılı bir askerlik yapmışlardır. Fakat her gencin gururla anlatacağı askerlik anıları ve öğrendiği hayat tecrübesi değilmidir önemli olan. 


  |  Bu haber 27414 defa okunmuştur.

Facebook  Twitter  Google  StubmleUpon 

İNEBOLU  KATEGORİSİNDEN HABERLER

İNEBOLU EVLERİ

İNEBOLU EVLERİ İçinde yaşayanı olmadığı gibi, senede bir defa kapısını aralayan kimsesi kalmamış evlerin yanından geçerken içim he...

HAYAL EDİLENLE GERÇEKTEKİ İNEBOLU

HAYAL EDİLENLE GERÇEKTEKİ İNEBOLU Gezip görmek, insanın ufkunu açan, bakış açısını genişleten ve çoğu zaman dünya görüşünü değiştiren bir olgudur.

MEMLEKET SEVGİSİ

MEMLEKET SEVGİSİ Hayvanlarda bile mekân/çevre mensubiyeti vardır. Kaldı ki insan, yaşadığı aile, sokak, semt, kasaba veya şehir, dah...

İNEBOLU TOKİ, YATAY MİMARİ VE 7 BLOKTAN OLUŞACAK

İNEBOLU TOKİ, YATAY MİMARİ VE 7 BLOKTAN OLUŞACAK Yüzyılın Konut Projesi kapsamında İnebolu’da yapılacak TOKİ konutlarının sahipleri, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Y...

İNEBOLU LİMANI'NDA DIŞ TİCARET REKORU KIRILDI

İNEBOLU LİMANI'NDA DIŞ TİCARET REKORU KIRILDI İnebolu Limanı’nda geçen yıl son dönemin ihracat rekoru kırıldı. Açıklanan istatistiklere göre 2025 yılında 13 mily...

İNEBOLU'DA "YURT İÇİN" YER Mİ YOK, HAYIRSEVER Mİ?

İNEBOLU'DA Cehalet baş edilemeyecek bir mesele değildir, asıl zor olan cehlinin cehaleti içinde olmak. Yani cahil olduğunu bil...

ERDEMLİ TOPLUMUN SIRLARI

ERDEMLİ TOPLUMUN SIRLARI Cehalet baş edilemeyecek bir mesele değildir, asıl zor olan cehlinin cehaleti içinde olmak. Yani cahil olduğunu bil...

KIYI GÜVENLİĞİ İÇİN İLK ADIM

KIYI GÜVENLİĞİ İÇİN İLK ADIM İnebolu Cünürye Mahallesi sahilinde yaşanan deniz taşkını ve meydana gelen tahribat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı...

İNEBOLU ZELLANGADEF CENNETİ OLSA!

İNEBOLU ZELLANGADEF CENNETİ OLSA! Hayatın koşuşturmacası içinde bir dakikalığına da olsa durdurur herkesi, nefes aldırır mis kokusuyla, yeniler insan...

Basın İlan Kurumu


ANKET

Siteyi Nasıl Buldunuz?




Tüm Anketler

Tüm videolar

  HIRSIZLIK ANI KAMERAYA TAKILDI
 

HIRSIZLIK ANI KAMERA

İzlenme:129552

   
  Mustafa Gökhan Gülşen ile röportaj
 

Mustafa Gökhan Gülşe

İzlenme:114576

   
  İnebolu Pazarı
 

İnebolu Pazarı

İzlenme:134946

   
  İnebolu Tanıtım
 

İnebolu Tanıtım

İzlenme:120252

   

HAVA DURUMU

Yazar Girişi| Mail | Reklam ver

inebolugündem İnebolu Gündem Gazetesi
Tüm hakları saklıdır. Yayınlanan içerikler izinsiz kullanılamaz.
- Altyapı: MyDesign