Anasayfa » İNEBOLU
27 Ağustos 2025, 16:08 Editör:
BENDEN SANA "BABA" NASİHATI"
İsteyen bu mesajı üzerine alır, istemeyen bildiğini okur kaderine razı olur...!
Babasıyla yaşayan ve babasının yaptırımlarından bıkan bir evladın bizzat başından geçenleri onun anlatımıyla yazmaya çalışacağım, tabii ki merak edip sonuna kadar okuma zahmetine girenlere...
"Babamın ardı arkası kesilmeyen şikayet ve telkinleriyle yanında yaşamaktan hoşlanmayan bir evlattım.
Bana her zaman şunu söylerdi. Kullanmıyorsanız klimayı kapatın, kimsenin olmadığı odada televizyon açıksa fişini çekin, suyu fazla israf etmeyin, soba yanan odanın kapısını örtün, gereksiz yanan ışıkları söndürün ve buna benzer onlarca şikayet konusu yaptırımlardan bıkmıştım artık.
Bir gün bir iş görüşmesi için davet aldım. Bu iş görüşmesi olumlu geçerse ve kendi ekonomik özgürlüğümü kazanırsam ilk yapacağım şey kendi kiralayacağım bir ev tutup babamın dırdırından kurtulmaktı ve planlamam o doğrultuda olacaktı...
İş görüşmesine gideceğim sabah bütün hazırlığımı yapıp evden çıkacağım esnada yine babamın tavsiyelerine mâruz kaldım. Sorulan soruları bildiğin ölçüde çekinmeden cevapla, kararlı ve net olduğunu göster, karşı tarafa güven aşılamaya çalış, kesinlikle dürüstlükten ödün verme gibi nasihatlerle ve cebimede ihtiyacım olan yol parasının fazlasını koyarak yola koyuldum.
Görüşme yerine geldiğimde ofis binasının önündeki bahçede bulunan çiçeklerin dibinde bayağı birikmiş olan suyu ve suyun boşa aktığı hortumu gördüm. Musluk çok yakındaydı ve babamın telkinleri beynimde yer etmiş ki hemen musluğu kapattım. Binaya girdim kapı dışarı doğru açık bırakılmıştı, etrafıma baktım kimse yoktu ve kapının açık durmasının doğru olmayacağını düşünerek kapıyı da kapattım. İş görüşmesinin yapılacağı ikinci kata yazı ve yönlendirmelerle devam ediyordum. Bu arada fuzuli yandığını düşündüğüm 2 ışığıda babam olsa söndürmemi isterdi düşüncesiyle kapattım. Yaşadığım süre zarfında üzerimde babamın yıllar boyu bir yaşam biçimi haline dönüştürdüğü telkinlerini uygulamak zorunda hissediyordum kendimi. Görüşme odasının önüne gelmiştim artık, fakat onlarca insanın iş görüşmesi için sıra beklediğini gördüm. Bu işe girmemin çok zor olacağı fikrine kapılarak arkalarda bir yere geçtim ve sıramı beklemeye başladım. Bu arada arka tarafta 6 adet vantilatörün çalıştığını farkettim ve istemsizce 2 vantilatörün yeterli olacağı kanaatine kapılıp 4 vantilatörü kapattım. Beni ilgilendirmeyen hatta üzerime erzam olmayan bazı kararları alarak uygulamaya koymam belki doğru değildi ama olsun, yıllarca istemeyerek ve zorlamayla yaptığım bu davranışlar hayat felsefem olmuştu sanki...
İş görüşmesi bayağı hızlı ilerliyordu. İçeri giren bir dakika geçmeden dışarı çıkıyor, farklı bir kapıdan yolcu ediliyordu. Yani dışarı çıkanlara içeride neler yaşandığını sorma imkânı yoktu ve sıra bana gelmişti. İçeriye girdim, orada bulunan görevliye elimdeki evrakları teslim ettim. Evrakları hiç incelemeden bana şöyle bir soru sordu. "Ne zaman çalışmaya başlayabilirsin." Şaşırdım tabii, bu yanıltıcı bir sorumuydu, yoksa gerçekten işe alınmışmıydım? Şaşkınlığımı anlayan yetkili "Burada kimseyi işle ilgili bir sınava tâbi tutmuyoruz. Biz kişinin tutumunu değerlendirmek için binanın girişinden itibaren kameralar vasıtasıyla izlediğimiz bazı testlerin sonucuna göre bir seçim yapacaktık ve bu testi sizden başkası geçemedi. İşe alındınız, hayırlı olsun."
Babamın disiplinli ve bitmek bilmeyen öğretilerinden her zaman rahatsız olmuştum ama, o andan sonra anladım ki ilk işime ancak onlar sayesinde kavuşmuştum. Babama olan kızgınlığım ve kırgınlığım tamamen kaybolmuştu.
O anda şunu da anlamış oldum.
Anne ve babamızın bize söylediği her şey sadece bizlerin iyiliği içinmiş.
Onlar bizlerin parlak bir geleceğe kavuşması için çabalamışlar...
Anne ve babalarımız 5 yaşımızda öğretmenimiz konumundayken, yirmili yaşlardan sonra sözü dinlenmeyen, nasihatlerinden bıkılan, telkinlerine kulak asılmayan, artık beraber yaşamaktan usanılan insanlar olmamalı.
Onların değeri sağlıklarında bilinmeli ve hissettirilmeli...
Öf bile dememeli.
| Bu haber 604 defa okunmuştur.