Anasayfa » İNEBOLU
08 Temmuz 2026, 20:38 Editör:
DELİ SANILAN BİR HAKİKAT ADAMIYDI O!
Bazı insanlar yaşadığı süre içinde anlaşılamamıştır. Çünkü onlar yaşadıkları çağın değil, vicdanın insanıdır. Toplum onları ya "deli" diye yaftalar, ya da "aykırı" bulur. Oysa zaman geçtikçe anlaşılan, onların deliliği değil, bizim körlüğümüzdür.
İşte şair ve hiciv ustası "Neyzen Tevfik" böyle bir isimdir.
Elinde ney, dilinde hakikat, yüreğinde ise hiç bir makam karşısında eğilmeyen bir cesaretle yaşamıştır.
O hiç bir zaman zengin sofralarının müdavimi olmamış, güç sahiplerinin kapısında beklememiştir...
Haksızlığın karşısında susmayan, dalkavukluğu hayatı boyunca reddeden bir gönül adamı olarak yaşamıştır...
Bugün "doğruyu söylemek" cesaret ister diyoruz ya...
Neyzen Tevfik bunu yüz yıl önce hayatına uyarlamıştı.
Onun hicivleri yalnızca insanları güldürmek için yazılmadı. O mısralar, toplumun çürüyen vicdanına tutulmuş bir aynaydı...
Makam sahiplerini makamlarından, zenginleri servetlerinden, sahte dindarları gösterişlerinden vurdu...
Çünkü onun derdi insan değildi; insanın içine yerleşmiş kibir, riya ve menfaat hastalığıydı...
Ne acıdır ki;
Biz hâlâ Neyzen Tevfik'in eleştirdiği insanların torunları olmaya devam ediyoruz.
Bugün de doğrular alkışlanmıyor, çıkarlar pohpohlanıyor.
Bugün de dürüst insanlar yalnız bırakılıyor, yağcılık yapanlar ve yalakalar el üstünde tutuluyor.
Makam sevgisi, para hırsı, gösteriş tutkusu ve ikiyüzlülük eskiden olduğu gibi aynen devam ediyor.
Bir bardak çaya dostunu satanlar, bir çıkar için doğrularından vazgeçenler, hele hele işini yürütmek ya da daha çok para kazanmak için her yolu mübah görenler zannetmesinler ilahi adalet tecelli etmez...
İşte Neyzen Tevfik yaşadığı döneme hicivleriyle damga vurmuş, dünyalık için menfaat peşinde koşanlarla ömrü boyunca uğraşmıştır.
Bugün Neyzen Tevfik'in mezarını ziyaret edenler; onun kaç evi olduğunu sormuyor, kaç arabaya bindiğini merak etmiyor. Geride bıraktığı malından çok karakteriyle ilgileniyor.
Demek ki ölümsüzlük, insanların banka hesabıyla değil, gönüllere girmek, hayatlara dokunmakla oluyor.
Çağımızın en büyük ihtiyacı, yeni binalar değil, yeni Neyzenlerdir...
Doğruyu söylemekten korkmayan...
Eğilip, bükülmeyen...
Satılmayan...
Vicdanını alkışa değişmeyen insanlar...
Çünkü bir toplum, hakikati söyleyen delilerini kaybettiği gün, akıllılarının esiri olmaya mahkum olur.
| Bu haber 326 defa okunmuştur.